Dünya Şehircilik Günü kutlanıyor

Yazar: , Kategori: Emlak Tarih: .

1976 yılından beri ülkemizde de her yıl 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü olarak kutlanıyor. Bu özel gün, kentlerde yaşayan herkesin ve her kesimin yaşam ortamlarındaki sorunlarının evrensel planda eş zamanlı olarak gündeme getirilmesini, tartışılmasını ve böylece, “şehirciliğin” önemini ve önemsenmesini hedefliyor.

Her yıl 8 Kasım tarihinde kutlanan Dünya Şehircilik Günü, ülkemizde de önemli kurum ve kuruluşlar tarafından yayınlanan mesajlar ve etkinliklerle kutlanıyor.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un mesajı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Dünya Şehircilik Günü nedeniyle yayımladığı mesajında ‘Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına doğru ilerlerken medeniyetimizden aldığımız ilhamla kimlikli, sağlıklı, güçlü şehirlerimizi hep birlikte inşa ve ihya edeceğiz.’ dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “250 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında 50 bin konuttan 22 bin 380’i için ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi. Bakan Kurum, Dünya Şehircilik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, kentsel dönüşüm ile ilgili yapılan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Yatay mimari temelli şehircilik çalışmalarını, doğal ve tarihi dokuyu koruyarak gelecek nesillere aktarmak için sürdürdüklerini belirten Kurum, çevrenin ve şehirlerin geleceğini yakından ilgilendiren konularda mevzuat değişiklikleri yaptıklarını, projeler, strateji belgeleri ve eylem planları hazırladıklarını kaydetti. Kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin Kurum, “250 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında 50 bin konuttan 22 bin 380’i için ihale sürecini tamamladık. Ayrıca 25 bini İstanbul’da olmak üzere 65 bin bağımsız birimin dönüşümünü tamamlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’nin ilgili yerel yönetimlerce hazırlanması için 10 ilde çalışma başlatacaklarını aktaran Kurum, 81 ilde millet bahçesi yapılması hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Ülke genelinde 22 ilde ekolojik koridor oluşturacakları bilgisini veren Kurum, “Ülkemizde 8-9 metrekare olan kişi başı yeşil alan miktarını 15 metrekareye çıkarmayı hedefliyoruz. 2020 yılında 38 ilde millet bahçesi yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu ve şunları kaydetti: “Tüm çalışmalarımızı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna ve Cumhurbaşkanımızın açıkladığı şehircilik manifestosuna uygun bir şekilde gerçekleştirdik. 2020 yılında da aynı tempoyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz. 2020 yılı içerisinde 10 farklı ülkede 12 tapu temsilciliği açacağız. Afet riski taşıyan okul binaları için güçlendirme faaliyetleri yürüteceğiz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına doğru ilerlerken medeniyetimizden aldığımız ilhamla kimlikli, sağlıklı, güçlü ve her biri birbirinden kıymetli şehirlerimizi hep birlikte inşa ve ihya edeceğiz.”

 

Atakum Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Derya Oktay’ın mesajı

Atakum Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Derya OKTAY Dünya Şehircilik Günü nedeniyle mesaj yayımlayarak “Her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü, 80. yılında, kentbilimi ve kentlerin – ve diğer yerleşimlerin – geleceğini önemseyen herkese kutlu olsun.” dedi.

Atakum Kent Konseyi Başkanı OMÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Oktay’ın mesajı şöyle:

Geçen yirmi yıllık dönemde dünyada yaşanan değişimler, ekolojik dengelerin ve geleneksel yerleşimlerin büyük değişimlere uğradığı, karmaşıklık ve tekdüzelik içeren bir kentsel görünümü ortaya çıkarmış, ve bu görünümün ötesinde çok daha ciddi çevresel sorunlar kentlerimizi ve kentlerde yaşayanları tehdit eder hale gelmiştir. 21. yüzyılın başı, teknolojideki ve sanayideki gelişmelerin doruğa ulaştığı bir dönüm noktası olurken, ekolojik dengenin bozulması ve doğal kaynakların yok olması bu gelişmelerin bedeli olmuştur.

Kentler, doğru mekansal düzenlemeler ve yönetim şekilleriyle, iklim değişiminin bir kriz haline geldiği günümüz koşullarında, yeryüzü kaynakları ve ekosistemleri üzerindeki talep ve baskıyı önemli derecede azaltabilecek potansiyele sahiptir. Bu bağlamda, plansız büyüme ve yayılmanın yarattığı sorunların farkına varılmalı, otomobile olan bağımlılığı en aza indiren, yaya hareketini kolaylaştırıp yürümeyi keyifli hale getiren, bisiklet kullanımını kapsayan gelişmiş ve entegre bir sürdürülebilir ulaşım modeli yoluyla kolay erişilebilir, endüstriyi değil ama konutları ve çalışma yerlerini, alışveriş alanlarını, dinlence-eğlence ve eğitimle ilgili ve diğer toplumsal işlevleri yakınlaştıran, kamusal mekanların nitelik ve kullanımlarının önemsendiği, kendi kendine yeterliliği destekleyen çözümler aranmalıdır. Kentsel yoğunluk ile ilgili kararlar alınırken, doğaya ve yeşile olan gereksinme göz ardı edilmemeli, bu çerçevede alınacak kararlar – genellikle olduğu gibi – niceliği değil, nitelik ve kullanımı dikkate almalıdır; zira ‘yeşil alan’ olarak sunulan pek çok park, suni peyzaj düzenlemelerinden oluşan işlevsiz boşluklar olarak kalmaktadır.

Kentlerdeki gelişimin sağlıklı olabilmesi için ortak bir vizyon belirlenmeli, bunun yaşama geçirilmesi için uzun dönem içinde, niteliksiz ve ucuz çözümler uğruna tavizler vermeden çalışılmalıdır. Öncelikle kentlerimizin gelecekteki büyüme ve gelişmelerini yönlendirecek yasal çerçeve, kent planlama ve mimarlık arasında bağlayıcı rol oynayan “kentsel tasarım” ölçeğini kapsayacak şekilde yeniden biçimlendirilmeli, ve bu kapsamda ”sürdürülebilir kentsel tasarım” stratejileri geliştirmelidir.

Son yıllarda sıkça kullanılan bir kavram olarak “akıllı kentler”in, sunulan tanımlarıyla gerçekten akıllı olduklarını söylemek zordur. Bilinmelidir ki, kent basitçe çok sayıda binadan oluşan, teknik önlemlerle sorunları çözülebilecek bir fiziksel oluşum değildir, ve bir binada ya da çevrede yüksek teknoloji kullanımı kent ve yaşayanları için tek başına büyük yararlar getirmez. Gereksinmemiz olan, akıllı planlama ve tasarım ile elde edilebilen, yerel çevre özelliklerine duyarlı, yenilenebilir enerji kullanımını hem kent hem bina ve yerleşim ölçeğinde yaygınlaştıran, toplum değerlerine sahip çıkan, toplumsal yaşamı ve yaşam kalitesini destekleyen, teknolojiyi amaç değil araç olarak ve optimum bir şekilde kullanan “akıllı ve sürdürülebilir kentler”dir.

Atakum Kent Konseyi Yürütme Kurulu da, yenilenen yönetimin öncülüğünde, son toplantısında yapılan tartışma ve değerlendirmeler sonunda, aşağıdaki vizyonu benimsemiştir:

“Kent konseylerinin ortak amaçlarına ek olarak, kentin çevresel ve toplumsal sorunlarına, bilimin ışığında, insanı ve çevreyi ön plana alan yaklaşımları destekleyerek, kentin tüm kullanıcıları için duyarlı ve yaratıcı çözümler geliştirilmesine öncülük etmek; Çevresel duyarlılığı ve beklentileri yüksek bir kentlilik bilincinin gelişmesine katkıda bulunmak; Kentsel kimlik ve çevre estetiğinin güçlendirilmesi, kültür ve sanatın yüceltilmesi, kentsel yaşam kalitesinin artırılması, “kıyı kenti” ve “üniversite kenti” olarak denizle dost, gençliğin kişisel gelişim ve memnuniyetinin önemsendiği “Yeşil ve Sürdürülebilir Kent: Atakum” hedefine ulaşılabilmesi için stratejiler belirlemek”.

Her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü, 80. yılında, kentbilimi ve kentlerin – ve diğer yerleşimlerin – geleceğini önemseyen herkese kutlu olsun.

 

İzocam Dünya Şehircilik Günü’nde enerji verimli şehirlere olan ihtiyacı vurguladı

Şehircilikte, konforlu ve refah içinde yaşanan alanlara sahip olunması gerektiğine dikkat çeken İzocam, Dünya Şehircilik Günü’nde daha çok enerji tasarrufu için Kentsel Dönüşümün gerekliliğini ve bunun ülkemiz için bir fırsat olduğunu vurguluyor.

İzocam Genel Müdür Yardımcısı Doruk Özcan, Dünya Şehircilik Günü’nde yeni yapılan konut ve hizmet binalarının Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ne, 2020’de yürürlüğe girecek olan EKB’ye uygun ve enerji etkin şekilde inşa edilmesinin gerekliliğini anlatıyor. Sürdürülebilir bina yaklaşımları kapsamında Multi Konfor Binalara duyulan ihtiyacın da altını çiziyor.

Küresel ısınmanın büyük bir tehlike olduğu günümüzde enerji verimli binalar hem dünyamızın korunması hem de ülke ekonomimiz için oldukça önemli. İzocam Genel Müdür Yardımcısı Doruk Özcan, ısı kazanç ve kayıplarıyla beraber tesisatı da içine alacak şekilde binanın tümüne uygulanan doğru yalıtımın hem hane hem de ülke ekonomisine azami fayda sağlayacağını belirtiyor.

Doruk Özcan, şu anda geçerli olan BEP Yönetmeliği’nin çok sıkı uygulanması ve izlenmesi gerektiğine vurgu yapıyor;

“Türkiye Cumhuriyeti, 1/CP.19 ve 1.CP/20 sayılı kararlar uyarınca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (BMİDÇS) 2. maddesinde yer alan temel hedefini sağlamaya yönelik olarak beyan edilen ulusal katkısı (NDC) ve yürütülmesi öngörülen plan politikalar” ve hazırlanmakta olan “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı”nın çıktıları da hem dünyamız için hem de ülke ekonomisi için enerji verimli bina ihtiyacını kanıtlar nitelikte… Özellikle NDC beyanında yeni yapılan konut ve hizmet binalarının Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ne uygun ‘enerji etkin’ olarak inşa edilmesi gerekliliği vurgulanıyor. Ayrıca, NDC’de yer alan hedeflere ulaşılması için yeşil bina ve sıfıra yakın enerjili ev tasarımlarının yaygınlaştırılması ile enerji ihtiyacının minimuma indirilmesinin öneminin altı çiziliyor. İşte bunları gerçekleştirebilmek için yalıtım ve tasarımdan uygulamaya yenilikçi sürdürülebilir yaklaşımlar devreye giriyor”.

Sürdürülebilir bina yaklaşımının başında ise kalın yalıtım uygulamaları geliyor. Türkiye’de kullanılan malzeme kalınlığı ortalama 4–5 santimetre iken, aynı malzemenin Avrupa ülkelerinde 20–30 santimetre ve üzerinde değişen kalınlıklarda uygulandığına değinen Özcan, “Yalıtım kalınlıklarıyla ilgili henüz etkin bir denetim olmamasına rağmen, “BEP (Binalarda Enerji Performansı) Yönetmeliği” ile binalarda ve tesisatta yalıtımın önemi artıyor, uygulamalar yayılıyor ve yüksek kalınlıklar daha çok gündeme geliyor. BEP ile birlikte önümüzdeki 10 yılda mevcut binalarda da enerji verimliliği önlemleri ile yalıtım seviyelerinin artacağını, sektöre ve ülkemize büyük katkıları olacağını düşünüyoruz. BEP ülkemiz için kuşkusuz son derece önemli bir adım. Ancak BEP’in tüm detaylarının ve denetim mekanizmalarının, tüm işlerliği devreye sokularak uygulanması büyük önem taşıyor. Bu yönetmelikte geliştirilmesi gereken hususların tekrar gözden geçirilerek bir an önce tamamlanması gerekir” dedi.

Kentsel dönüşümün enerji verimliliği için büyük bir fırsat olduğunu ifade eden Doruk Özcan, ülkemizin sağlıklı çevre ortamına kavuşması için kentsel dönüşümün doğru değerlendirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerek şunları söyledi; “Kentsel dönüşümde konu binaların enerji tüketimlerinin daha fazla sınırlandırılması; AB’nin 2020 hedefleri gibi Türkiye’nin de İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı ve Enerji Verimliliği Strateji Belgesindeki hedeflerini destekleyecek, yenilikçi uygulamaların yaygınlaşmasını sağlayacak. Avrupa Parlamentosu yayımlanan Binalarda Enerji Performansı direktiflerine göre 31 Aralık 2020 tarihinden itibaren bütün yeni binalar sıfıra yakın enerjili bina olacak. Kentsel dönüşüm uygulanırken yakın gelecekteki bu hedefin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.”

Bu kapsamda Özcan, Ocak 2020’de yürürlüğe girmesi beklenen Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ni de değerlendirdi. Özcan, “Yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) alınmasını şu an zorunlu. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren EKB aynı zamanda binanın enerji sınıfını da belirliyor. EKB alacak binaların A, B ve C sınıfı performansına yükselebilmeleri için en etkin yol ise ısı yalıtımından geçiyor. Özellikle konut kiralarken ya da konut alım-satımlarında bu belge etkin rol oynayacak. EKB için henüz ısı yalıtımı olmayan binaların ise konusunda uzman firmalarla çalışmaları gerekiyor. Bu noktada doğru malzeme seçiminin de en az uygulamanın kendisi kadar önemli olduğunu unutmamak lazım.”

Diğer taraftan, İzocam; sürdürülebilir bina çözümleri kapsamında yapılarda etkin olmayan, eski, konforsuz teknolojilerin yerine yüksek etkinlikte, yeni, konforlu teknoloji barındıran, enerji ihtiyacını ve kullanımını en aza indirgemek için Multi Konfor Binalara ve bu binalarda kullanılabilecek yeni ürünlere odaklanmaktadır: “Sıfıra yakın enerjili ev kavramından türemiş ve biyo iklimsel tasarımı hedefleyen, sürdürülebilir, ekolojik, ekonomik ve sosyal etmenleri göz önünde bulunduran ‘Multi Konfor Binalar’, yüksek enerji tasarrufuyla birlikte azami ısıl konforu sunuyor. Kusursuz akustik ve görsel konfor, kaliteli iç ortam havası, yangın korunumu ve güvenliği sağlayan, hem iç mekânlarda hem de dış mekânlarda son derece esnek tasarım çözümleri barındırabilen Multi Konfor Binalar; en az % 90 enerji tasarrufu hedefliyor. Bu binalar, Türkiye gibi enerjisinin dörtte üçünden fazlasını ithal etmekte olan ülkelerde dış kaynaklara bağımlılığın azalmasında etkin rol oynuyor.”

 

Kaynak

Benzer Haberler